Karen: Tell me, if you were in my position, what would you do?
Harry: What position is that?
Karen: Imagine your husband bought a gold necklace and come Christmas gave it to somebody else...
Harry: Oh, Karen...
Karen: Would you wait around to find out...
Karen: Would you wait around to find out if it's just a necklace, or if it's sex and a necklace, or if worst of all it's a necklace and love? Would you stay, knowing life would always be a little bit worse? Or would you cut and run?
Harry: Oh, God. I am so in the wrong. The classic fool.
Karen: Yes, but you've also made a fool out of me, and you've made the life I lead foolish too.
30 Ekim 2008 Perşembe
love actually.

Sam: I know I should be thinking about Mum all the time, and I am. But the truth is I'm in love and I was before she died, and there's nothing I can do about it.
Daniel: Aren't you a bit young to be in love?
Sam: No.
Daniel: Oh, well, okay, right. Well, I mean, I'm a little relieved.
Sam: Why?
Daniel: Well, because I thought it would be something worse.
Sam: Worse than the total agony of being in love?
Daniel: Oh. No, you're right. Yeah, total agony.
Daniel: Aren't you a bit young to be in love?
Sam: No.
Daniel: Oh, well, okay, right. Well, I mean, I'm a little relieved.
Sam: Why?
Daniel: Well, because I thought it would be something worse.
Sam: Worse than the total agony of being in love?
Daniel: Oh. No, you're right. Yeah, total agony.
sakın şaşırma
bülent ortaçgil'in bir de sakın şaşırması var ki.çok geç keşfettim ama....herneyse özletiyor işte.içini alıp götürüyor.
O bir ayrık otu
O bir karınca
Bir ateş böceği ışıklar kararınca
Aynı zincirin başka bir halkası
Sakın şaşırma
O bir hanımeli kökü
Çiy damlası
Akşam esintisinde kekik kokusu
Zamansız olan her şeyin büyülü korkusu
Sakın şaşırma
O bir sabah sessizliği
Gece ayazı
Baharda deli su
Kışın kar beyazı
Eski fotoğraflar
Birkaç küçük yazı
Sakın şaşırma
O artık bir kuş sesi
Deniz mavisi
Çay sıcaklığı
Ekmek doygunluğu
Baştan aşağı anıların yorgunluğu
Sakın şaşırma
Sakın şaşırma
Konuklar, misafirler
Sofralar zengin ama kalkıp gitmekteler
Yemekler yenmiş artık kahve içmekteler
Sakın şaşırma
O bir ayrık otu
O bir karınca
Bir ateş böceği ışıklar kararınca
Aynı zincirin başka bir halkası
Sakın şaşırma
O bir hanımeli kökü
Çiy damlası
Akşam esintisinde kekik kokusu
Zamansız olan her şeyin büyülü korkusu
Sakın şaşırma
O bir sabah sessizliği
Gece ayazı
Baharda deli su
Kışın kar beyazı
Eski fotoğraflar
Birkaç küçük yazı
Sakın şaşırma
O artık bir kuş sesi
Deniz mavisi
Çay sıcaklığı
Ekmek doygunluğu
Baştan aşağı anıların yorgunluğu
Sakın şaşırma
Sakın şaşırma
Konuklar, misafirler
Sofralar zengin ama kalkıp gitmekteler
Yemekler yenmiş artık kahve içmekteler
Sakın şaşırma
hiçbir zaman.
geçen gece sabaha doğru.uyayamadım.hiç üşenmeden kalktım üzerime kalın hırkamı,ayağıma çorap ve terliklerimi giydim ve fransız balkonuma çıktım.bir tane cigara yaktım.en son da ipodumu aldım "hiçbir zaman"ı açtım.ohhhh.o şilenin sabah ayazı.herşey bir o kadar huzur verici bir o kadar da buruktu ki.
sen git çay koy
ben çok şaşırdım
bu ev benim için biraz yeni
sen şuraya otur
ben de buraya
birisi müzik koysun
ya ondan sonrası?
ya da hiçbir zaman
zaten sözcükler kilitli
konuştum, konuştum, konuştum, konuştum...
bir baktım ki daha başlamamıştım
konuştum, konuştum, konuştum, konuştum...
anladım ki hiçbir şey anlatamamıştım
sen bir şeyler ye ben de bol sigara
bir tek renkler değişsinsen gözlerime bakıyor gibi
ben kaçırıyor gibi
ya da tam tersi
ya suyun öte yanı
ya da hiçbir zaman
zaten sözcükler kilitli
konuştum, konuştum, konuştum, konuştum...
bir baktım ki daha başlamamıştım
konuştum, konuştum, çok konuştum...
anladım ki hiçbir şey anlatamamıştım
laf arası sessizlikleri
tedirgin ettiğinden beri
küçük gerilimler...
sen kurtarmaya çalış
benim umurumda değil
işler sarpa sarmadan
ya her yer fırtına
ya da hiçbir zaman
zaten sözcükler kilitli
konuştum, konuştum, konuştum, konuştum...
bir baktım ki daha başlamamıştım
konuştum, konuştum, çok konuştum...
anladım ki hiçbir şey anlatamamıştım
konuştum, konuştum, konuştum, konuştum...
bir baktım ki daha başlamamıştımkonuştum,
konuştum, çok konuştum...
anladım ki hiçbir şey anlatamamıştım
sen git çay koy
ben çok şaşırdım
bu ev benim için biraz yeni
sen şuraya otur
ben de buraya
birisi müzik koysun
ya ondan sonrası?
ya da hiçbir zaman
zaten sözcükler kilitli
konuştum, konuştum, konuştum, konuştum...
bir baktım ki daha başlamamıştım
konuştum, konuştum, konuştum, konuştum...
anladım ki hiçbir şey anlatamamıştım
sen bir şeyler ye ben de bol sigara
bir tek renkler değişsinsen gözlerime bakıyor gibi
ben kaçırıyor gibi
ya da tam tersi
ya suyun öte yanı
ya da hiçbir zaman
zaten sözcükler kilitli
konuştum, konuştum, konuştum, konuştum...
bir baktım ki daha başlamamıştım
konuştum, konuştum, çok konuştum...
anladım ki hiçbir şey anlatamamıştım
laf arası sessizlikleri
tedirgin ettiğinden beri
küçük gerilimler...
sen kurtarmaya çalış
benim umurumda değil
işler sarpa sarmadan
ya her yer fırtına
ya da hiçbir zaman
zaten sözcükler kilitli
konuştum, konuştum, konuştum, konuştum...
bir baktım ki daha başlamamıştım
konuştum, konuştum, çok konuştum...
anladım ki hiçbir şey anlatamamıştım
konuştum, konuştum, konuştum, konuştum...
bir baktım ki daha başlamamıştımkonuştum,
konuştum, çok konuştum...
anladım ki hiçbir şey anlatamamıştım
29 Ekim 2008 Çarşamba
soulmate.
carrie:the longer i sat at that table,the more alone i felt.and it really hit me.i'm 35 and alone.
miranda:you are not alone.
carrie:no.i know i have you guys.but.i really hate myself a little for saying this but i felt really sad not to have a man in my life who cares about me.a special guy to wish me happy birthday.a goddamn soulmate.and i dont even know if believe in soulmates.
charlotte:dont laugh at me but maybe we could be each other's soulmates and then we can let men be just these great nice guys to have fun with.
samantha:well.that sounds like a plan.
p.s:döndürüp döndürüp carrie'nin bu konuşmasını dinliyorum.arkadaki müziği de beni üzme katsayısını arttırıyor.neden bilmiyorum.çok üzülüyorum.
miranda:you are not alone.
carrie:no.i know i have you guys.but.i really hate myself a little for saying this but i felt really sad not to have a man in my life who cares about me.a special guy to wish me happy birthday.a goddamn soulmate.and i dont even know if believe in soulmates.
charlotte:dont laugh at me but maybe we could be each other's soulmates and then we can let men be just these great nice guys to have fun with.
samantha:well.that sounds like a plan.
p.s:döndürüp döndürüp carrie'nin bu konuşmasını dinliyorum.arkadaki müziği de beni üzme katsayısını arttırıyor.neden bilmiyorum.çok üzülüyorum.
miles davis.

beni ruhuma ve bir o kadar da aydın'a daha çok bağlayan adam...
yıllardır saksafon çalma isteğimi depreştiren adam...
yıllardır saksafon çalma isteğimi depreştiren adam...
28 Ekim 2008 Salı
eagle vs shark.

karnıma ağrılar girerk izlemiştim zamanında.gülmek eylemi maksadını aşmıştı resmen.aksanlı dilleriyle "yis" deyişleri,jarrod'ın artist tavırları,lilynin küsmeleri beni benden aldı.o kadar keyifli ki,senaristliğini ve yönetmenliğin Taika Cohen'in yaptığı bu bağımsız filmi daha fazla zaman kaybetmeden izleyin derim.
bir gün.

bazen daha hiç başıma gelmemiş ama gelse ne yaparım diye düşündüğüm olayları kafamda tartıyorum.güçlü olabilir miyim acaba istediğim kadar diye.o gücü kendimde bulabilicek miyim acaba hepsi gittikten sonra.belki de şok olurum inanmam diyorum.ama sonra biliyorum dank edicek birden.gerçekten yaşayacağım bir gün bütün kötü şeyleri birer birer.hiç aklıma güzel şey gelmezki benim.
fotö by:autumn de wilde.
fotö by:autumn de wilde.
dolu.

artık ne görmek istiyorum
ne de duymak
konuşmak yük verir oldu
ben artık sadece susmak istiyorum
ve susturmak..
ve dolu kafamı
ters çevirip boşaltmak
sonra da fırlatıp atmak istiyorum.
fotö by:kertsin zu pan.
ne de duymak
konuşmak yük verir oldu
ben artık sadece susmak istiyorum
ve susturmak..
ve dolu kafamı
ters çevirip boşaltmak
sonra da fırlatıp atmak istiyorum.
fotö by:kertsin zu pan.
23 Ekim 2008 Perşembe
22 Ekim 2008 Çarşamba
my future ex-husband.

benim kocam en kötüsü bile başımıza geldiğinde sigarasını yakıp başını bana hafifçe çevirdikten sonra gücünü bana hissetirmek istercesine bana gülümseyecek ve gözleriyle "birşey yok.merak etme atlatırız diyecek." ruhu ne kadar hapsolmuş olsa da...
fotö by:jim herrington.
fotö by:jim herrington.
keşke..
keşke bizim de nedenimiz olsa da...biz de koşsak...biz de kaçsak...biz de kovalasak...keşke...fotö by:j.b mondino.
aristokrat.
rahatına en düşkün bir kadının bile yeri gelince gözü asil,şık,kibar bir centilmeden başka kimseyi görmez.p.s:belki de sadece aslan kadınının.burçlara inanıp inanmadığımı bile daha bilmiyorum gerçi.
fotö by:j.b mondino.
21 Ekim 2008 Salı
balat.

annemin bir teyzesi var.küçükken bayram ziyaretlerinde gitmeyi hevesle beklediğim tek yer onun eviydi.balat...adım attığım anda çocuk olduğumu hissetiğim tek yerdi belki de.sokakta bir sürü çocuk oyun oynuyor olurdu.böyle bir dönme dolap vardı.adam sokak sokak dolaşır,çocuklar da hevesle sıra bekleyip ona binerlerdi.biz de onlardan biriydik.serhat,özge ve ben...sonra tabiki de eve geçerdik.evin içi de ayrı bir hikayeydi.korkulukları paslanmış daracık bir merdivenden korka korka çıkardık.pis diye tutamazdım da.antre o kadar dardı ki kapıda saatlerce birbirimizi beklerdik ayakkabılarımızı çıkartmak için.sonra karşımıza daracık upuzun bir hol çıkardı.benim için şölen gibi olurdu o yol.geçtiğim her kapıdan içeri merakla bakardım bir şey görürüm belki diye.o ev,o odalar bana çok gizemli gözükürdü.bir oda vardı ki ona yaklaştığım zaman kendimi hep en güzeline hazırlardım,hiç birşey kaçırmamak için gözlerim fıldır fıldır olurdu.odanın içinde ahşaptan eski püskü,anı kokan bir dolap ve yaşlı bir amcanın göbeği gibi şişmiş bir divan-yatak,yine ahşaptan bir komidin,üstünde ise lekeden görünmeyen,yüzünü görmenin imkansız olduğu bir ayna olurdu.aksesuarlar ise gel beni karıştır der gibiydi.loş ve huzur veren bir havası vardı.hep orda uzanıp saatlerce uyumak istemiştim ama aynı zamanda o kadar soğuk ve nemli olurdu ki cesaret edemezdim girmeye.o oda balattı benim için.daha sonra oturma odasına geçerdik.ince,upuzun bir buzdolabı ve üstünde 37 ekran eski bir televizyon olurdu.izlerken hepimizin boynu tutulurdu.sonra masadan çikolata,su,kolonya alınır herkese dağıtılırdı.ellerimi dizlerim üstünde birleştirir hanım hanım kimseyi rahatsız etmemek istercesine oturur ve şiveye konsantre olurdum.annemin teyzesinin adı hatçeydi.ona "araboğun" hatçe derlerdi.araboğun ne demek bilmiyorum,hatta doğru yazıp yazmadığımı bile bilmiyorum ama sadece duyduğum buydu.her zaman ballı türkçesini konuşturan annem ve teyzem onun yanında birden çay toplayıp gelmiş güçlü karadeniz kadınlarına dönüyorlardı.o kadar zevk alıyordum ki onları dinlerken.masal gibiydi sanki.çözmeye çalışırdım ne dediklerini.hatçe teyzenin sesi aynı anneannemin sesiydi.arada bir gözlerimi kapatıp konuşanın anneannem,"muteber",olduğunu hayal ederdim.sanki hiç gitmemiş gibi.sonra babam meraklı olduğu için camdan dışarı bakınırdı hep.tam oturduğumuz çekyatın arkasındaki pencereden dışarı baktığımıza bize aslında balattan çok uzak bir yerdeymiş hissi veren şato gibi kocaman,biber kırmızısı fener rum patrikhanesi vardı.annemler orda çene çalarken,babam sürekli hadi şuraya bir gidip bakalım derdi.hiç de gidemedim maalesef.gerçi annemleri dinlemek de bana büyük bir zevk veriyordu.onların eski komik,acıklı hikayelerine ortak olmak beni fazlasıyla doyuruyordu.saatlerce süren hoş sohbetten sonra gitme vakti gelirdi.bir hüzün çökerdi ki balatın o nemli havası ensemi kuruturdu."araboğun hatçe"nin gözlerindeki hüzünü okumamak imkansızdı.her seferinde kardeşini yolcu eder gibiydi..tekrar ve tekrar..birini içinde bir kaç kez öldürmek gibi birşey.o holden son kez geçip,odama da veda ettikten sonra artık pabuçlarımızı giyip,son kez el öpüp,babamın "cümleten iyi akşamlar" demesini bekleme vakti gelirdi.yine ürkek ürkek merdivenlerden inip arabaya doğru yürürken sokakları ezberlerdim.o zaman aklıma kazımıştım şimdi de belgeleyip fotoğraf makinemdeki filme kazıyacağım.onun da anlatacakları vardır.
fotö by:elif karakoç.
fotö by:elif karakoç.
lör.

şimdi burda saatlerce uzanıp.
telefondan bile olda sesini duymaktan başka birşey istemezdim,nur yüzünü hiç göremediğim gururlu dedeciğim...
fotö by:elif karakoç.
telefondan bile olda sesini duymaktan başka birşey istemezdim,nur yüzünü hiç göremediğim gururlu dedeciğim...
fotö by:elif karakoç.
20 Ekim 2008 Pazartesi
a.cheap.story.

3müzdük ama aslında ben tektim.
onlar baktıkça ben kayboluyordum.
halbuki bir kaç saat önce birlikte ince belli bardaklardan çay içmiştik.
kimse istemiyordu.
bir tek ben ordaydım yine de suçlu bendim sanki.
gülerdim ben.
güldüğüme bakmayan.
aslında asabi adamımdır.
gururumu önüme serdim.
bana annemden miras tek kardeşim mutlu olsun diye.
ama o yine nefret dolu bakışlarını benden esirgemiyor.
fotö by:elliot erwin.
onlar baktıkça ben kayboluyordum.
halbuki bir kaç saat önce birlikte ince belli bardaklardan çay içmiştik.
kimse istemiyordu.
bir tek ben ordaydım yine de suçlu bendim sanki.
gülerdim ben.
güldüğüme bakmayan.
aslında asabi adamımdır.
gururumu önüme serdim.
bana annemden miras tek kardeşim mutlu olsun diye.
ama o yine nefret dolu bakışlarını benden esirgemiyor.
fotö by:elliot erwin.
17 Ekim 2008 Cuma
zey

zeyneple gezerken ben uçuyorum..yer çok uzak geliyor bana.yeri arıyorum her yerde.tam güzel bişey görüyorum fotoğraf geliyor diyorum içimden ama daha zeynepin z'ini söylemeden o fotoyu çekmiş oluyor zaten.hayatımın belgeselini çekiyor.benim ve herkesin.onu sevmemek elde değil.ben ve herkes.
fotö by:kevser zeynep meral
10 Ekim 2008 Cuma
pes etmek.

eskiden en ufak şeylere insanlar ayaklanır haklarını ararken şimdi sadece izliyor ve kabul ediyoruz.ne acı.
fotö by:raymond depardon
fotö by:raymond depardon
her sabah

eğer bakıcaksan hep o noktaya.
ve eğer o nokta hep senin ona bakmanı bekleyecekse.
o zaman işte o zaman artık gözlerin hiç yorulmayacak.
hiç kırpmayacaksın bile gözlerini.
alamadan gözlerini bir ömür geçmiş olacak.
ömür ki sana hiçbir zaman yetmeyecek.
fotö by:juventino mateo
ve eğer o nokta hep senin ona bakmanı bekleyecekse.
o zaman işte o zaman artık gözlerin hiç yorulmayacak.
hiç kırpmayacaksın bile gözlerini.
alamadan gözlerini bir ömür geçmiş olacak.
ömür ki sana hiçbir zaman yetmeyecek.
fotö by:juventino mateo
07 Ekim 2008 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



