31 Mayıs 2009 Pazar

öldürdünbenisezar.


seni sorsalar,akşam üstüm derim.
akşamlarımı alt üst ettin.
akşam üstünden kıskanırım seni.
akşamı alt üst eder,
yine de paylaşamam seni.

p.s:sait faik'le geçen akşam üstü heybeli adada geziyorduk da ona yazdım..

29 Mayıs 2009 Cuma

know your rights.




















bir çok şey belki de onlarla başladı.
şimdi o zamana ciğerlerini veren bu insanlarla birlikte herkesin bir köşede kendi uğraşıyla uğraşıp birbirleriyle harmanlanarak ortaya yeni ürünler çıkardığı herkesin yere bağdaş kurup oturduğu bir odada olmak isterdim.
belki kapıdan içeri,
Poly Styrene,Iggy Pop,Joe Strummer,Paul Simonon,Siouxsie Sioux,Lou Reed,Wayne Kramer,Jello Biafra,David Johansen,Chrissie Hynde,Patti Smith,Johnny Ramone,Richard Hell,Captain Sensible,John Cooper Clarke,Henry Rollins girer birden...
ne acı onların arasından sadece Paul Simonon'u canlı canlı görebildim.
o zamanlar edebiyatla müzik bağdaşmış.
farkındalık ve sadece farkedip kalmamak.
amaç.
asla usüle uygun olmamak.


I LOVE PUNK.

27 Mayıs 2009 Çarşamba

başka türlü birşey
-di
-olmalı
-mi
neden olmuyor?.
sol baştan:Sait Faik Abasıyanık,Orhan Veli Kanık, Sabahattin Eyüboğlu

Sait Faik Abasıyanık

Senden bahis açılmadıkça susmak isterim
Senden bahis açılmaya vesiledir
Kınalıada, vapur, deniz, yunus
Şimdiye kadar neden gökyüzü değildi
Niye böyle oldu?
Neden kitapları severdim?
Bu şehirde ikimiz birden nefes alıyoruz
Yoksa neye yarardı bu garip şehir?
Burada senin doğduğun bana malumdur
Yoksa sever miydim minareleri
Süleymaniye'yi?
Sen gavur olduğun halde



Orhan Veli Kanık

İçkiye benzer birşey var bu havalarda
Kötü ediyor insanı, kötü...
Hele birde hasretlik oldu mu serde;
Sevdiğin başka yerde,
Sen başka yerde;
Dertli ediyor insanı, dertli.

İçkiye benzer birşey var bu havalarda
Sarhoş ediyor insanı, sarhoş.



Sabahattin Eyüpoğlu

Kendi aklını kullanmayan insan, kitapların en güzeline de inansa, özgür düşünemiyor demektir.

a case of you volume:3


Oh but you are in my blood you're my holy wine
You're so bitter, bitter and so sweet
Oh I could drink a case of you darling
Still I'd be on my feet
I would still be on my feet

pöint by:rené magritte.
p.s:You were a big fish in a small pond, but this here is the ocean and your drownin'.

a case of you volume:2


I met a woman
She had a mouth like yours
She knew your life
She knew your devils and your deeds
And she said
Go to him, stay with him if you can
But be prepared to bleed

pöint by:rené magritte.
p.s:probably your mom.

a case of you volume:1


Oh I am a lonely painter
I live in a box of paints
Im frightened by the devil
And Im drawn to those ones that aint afraid
I remember that time that you told me, you said
Love is touching souls
Surely you touched mine
Cause part of you pours out of me
In these lines from time to time

pöint by:salvador dali.

I take just like a woman.
I make love just like a woman.
And then I ache just like a woman.
But I break just like a little girl.


fotö by:eugenio recuenco.

know how.

What is there to know?



fotö by:jean-baptiste mondino.

26 Mayıs 2009 Salı

camera obscura.




Took a trip on a houseboat
It was fun, you and me
I know you're really in love with him
Are you up to your knees?

p.s:love.love.love.

24 Mayıs 2009 Pazar

mardan palace.




paris hilton,mariah carey,seal,richard gere,monica belluci,sharon stone...
bok var gibi sıkı sıkı gelmişler antalyaya bir otel açılışı için.paranın kokusu heryerden mis gelir tabi.
monica belluci'nin dünyanın en güzel kadınlarından biri olduğu tekrar kanıtlanmış adeta.
içerde lüks içinde hava fişekler patlar iken bizim gavatlar da kapıda telefonla bu görüntüleri kaydetmeye çalışıyorlar.
ne olacaktı ya.
kardeşim olsa o da aynını yapardı.

philippe petit




fransız le petit prince'imiz Phlilippe 7 Ağustos 1974'te izinsiz olarak "İkiz Kuleler" arasına çelik bir halat gererek yürümüş bir ip cambazıdır.iner inmez kendi ağzından dinlemek lazımmış neler hissettiğini.kendisine neden böyle birşey yaptınız amacınız neydi diyen herşeyin altında bir bit yeniği arayan zihniyetlere "there is no why" diye cevap vermiş ki bence verilebilecek daha güzel bir cevap yok.
biz de yaşıyoruz,laf olsun.

p.s:avrupalılarla amerikalıları karıştırmayalım.lütfen.

john galliano




ispanyol asıllı bir ingiliz.dünyanın en iyi sanat okullarından biri olan st.martin's'ten birincilikle mezun olmuş.inişler-çıkışlar bollukta ama tek gerçek var o da "deli" olduğu.onla birlikte yaşamak varmış meğersem.onun gibi bir tasarımcıya cuk diye oturmak varmış..sitesini açınca benim tango yaptığım parça "el tango de roxanne" ile şölene başlamak da tesaüf olmasa gerek.korkutuyor beni.

http://www.johngalliano.com/

Çay küçük ama vermez avını
Sen erittin yüreğimin yağını
Saraydım yarin selvi boyunu
İsterlerse kollarımı kırsınlar

Karacaoğlan der ki halimiz nice
O yarin sevdası gönlümden yüce
Saraydım yari bari bir gece
İsterlerse kefenime sarsınlar

http://www.myspace.com/siyasiyabend
http://www.myspace.com/alatav
http://www.myspace.com/karagunes

cuma akşamı,tam da güneşin batmaya kara verdiği saatlerde tünele gittim.aykut beni bekliyordu bir köşede.oturmuş sokakta tanımadığı insanlarla demlenmiş.biraz ileride bir baktım ki alatav çalıyor.sadece myspace'te dinliyordum onları,sürekli.hep görmeyi bekliyordum ama beklemediğim anda,günün en güzel saatinde çıktılar karşıma.püfür püfür de esiyordu.o kadar mutlu olmuştum ki.hemen bir köşeye oturdum ve sigaramaı yaktım.şarkılara eşlik ediyordum.şaşıranlar olmadı değil.sadece mutluydum.sonra hemen serhat'ı aradım,onun da alatav'ı çok sevdiğini biliyordum.o da mutlu oldu.son bir kaç ayım yoğun olarak onlarla geçiyor..siya siyabend,kara güneş,alatav..

p.s:o kadar çok bağdaştım ki artık,santur almaya karar verdim.

23 Mayıs 2009 Cumartesi


22 Mayıs 2009 Cuma

brussels.my town.











rüyamda brüksel'deydim.gerçekten ordaydım.havasını soludum.
o kadar mutluydum ki.
paris ve londra beni yanıltmazsa eğer,
dünyanın başka neresinde bu kadar huzur dolabilirim bilmiyorum.
keşke hiç uyanmasaydım.

19 Mayıs 2009 Salı

gyuzel sabah manes.


burgaz adadayım şuan..
ellerim biraz terlemiş..
belli ki hava sıcaklığı normallerin üstünde ve ben senin omuzların kadar dik bir yokuş çıkmışım..
öyle bir yutkunuyorum ki yanımdan geçen at arabasının krallığındaki senin saç rengine özenen atın nal sesleri hakimiyetini kaybediyor kulaklarımda.
biraz nefeslendikten sonra nalburun önündeki dört ayağı da yaşlı sokak köpeği Mori 'nin ömrü kadar olan taburede oturan Andonis dedeye selam veriyorum.
az sonra köşe başında eski yavuklum Markos'u görüyorum.
boynu bükük,gözlerime bakamıyor bile.
ne işi ne gücü kalmış derler.duyarım.
bitirmişim onu meğer.
elim mahkum bir badem bakışa kanmamak için koşar adımlarla bizim sokağa giriyorum.
bir sessizlik hakim sokakta.
ne saksılarla süslenmiş penceresinde meraklı bakışları var Marika teyzenin,
ne de ısrarcı gülüşlerinde dedikoduları var Stratos amcanın.
çocukların top seslerinin yerini ise oturduğu köşeden kalktığına daha tanık olmadığım adını bile bilmediğim gözlerinde tutkuyu gördüğüm amcanın inceden inceye sokağı saran tıngırtıları alıyor.
eve giriyorum.
bahçeden keyif kokusu alıyorum.gülüyorlar.gözleri gözükmüyor.
içkileri,çalgıları.mezeleri..hayatları..
hepsi orda..
gerçekten..
bir misafir var..
Roza teyze..
hepsine selamımı bıraktıktan sonra Roza teyzenin yanık sesini kulağımda çınlatmak için dizlerinin dibine oturuyorum.
tişörtünün altına sıkıştırtığı göğüsleri yüzünü görmeme engel oluyor,biraz kenara kayıyorum.
artık ritimle birlikte hareket eden kaşlarına odaklanabiliyorum.
o ise hiç istifini bozmuyor.
döktürdükçe döktürüyor.
içim geçiyor,gözlerim doluyor.
onun ise gözleri donuk.hep.
şaşırıyorum.
gözlerimdeki affalamayı farkedip susuyor.
duruyor.bir bana bir de can yoldaşlarına bakıyor.
"bu çocuk keyif bilmeyor." diyor.
ekmek dilimi gibi kızarıyor yanaklarım.fakir hissediyorum ruhumu.
bu sefer söylemeyi bırakıp anlatmaya başlıyor.
hayatında yaşadığı zorlukları..
sürgünleri..
dışlanmaları..
hepsinden öte..
hayatından geçen adamları,ona bu şarkıları yazdıranları,söyletenleri..
ve acısından nasıl keyif aldığını..
nefes alabiliyordum..
her nefes kokum "hayat bu" diyordu..
buydu...

coco jombo.


trafikle cebelleşen
aytek:sigara versenize bir tane.
kendini bilmez
aykut:sevişe sevişe azalmaz ki tendeki özgür ruh.
affollak
aytek:hönk?!
garipsek
ceylan:ey gidi koca aykut gam yükü müsün?

baba zula dinlemek,anlamak,anlayamamak;şu yeni çıkan vücut oranları saçma boyutlarda olan haspam kılıklı garip çizimlerden daha sanatsaldır.eğer ki;cocopops'un süt karışması size yetmiyorsa tabi.

iskender.


İskender var ya
Hani şu büyük dedikleri
Günlerden bir gün
Dersler aldığı hocasına demiş ki
Hocam
Var mı senin de bir hocan
Hocası da hocaymış hani
Koskoca aristo
Aristo demiş ki
İskender,var benim de hoca olarak gördüğüm,
Sevip saydığım bir büyüğüm
Lakin, anadolu'da yaşar
Gidelim demiş iskender
Yola koyulmuşlar
Sinop a doğru
Benim hocam demiş aristo
Bir fıçının içinde yaşarİsmi diyojendir
Bu dünyadan çekmiştir elini eteğini
Paçavralar içindedir
Bir su kabı vardı eskiden
Lakin
Bir gün çeşmeden su içen çocukları görünce
Elleri ile içtiklerini görünce
Bu kaba da ihtiyacım yok deyip onu da atmış
Deniz kıyısında hiç bir şeyi olmadan yaşar diyojen
Derken,
Sinop a varmışlar
Kıyıya, kıyıya, kıyıya gitmişler
Kıyıya, kıyıya, kıyıya doğru
Atından inmiş iskender
Bakmış fıçıyı görünce
Parlayan zırhı
Kocaman kırmızı pelerini
Ardında aristo
Ve yüzlerce atlı askeriyle beraber
Yanaşmış fıçıya
Bakmış içinde yaşlı ,paçavralar içinde
Yaşlı paçavralar içinde diyojen
Sen, demiş iskender
Sen, dile benden ne dilersen
Dile benden ne dilersen
Ben,
Dünyanın hakimi büyük iskender
Diyojen,
Şöyle bir bakmış
Kafasını, kaldırmış
İskenderi süzmüş
Süzmüş, süzmüş, süzmüş, süzmüş, süzmüş
Demiş ki
Gölge etme
Başka ihsan istemem

p.s 1:cumartesi akşamı birinin düğünü vardı..ama kimin?
p.s 2:baba zula.

13 Mayıs 2009 Çarşamba

nina simone.


my skin is brown
my manner is tough
I'll kill the first mother I see
my life has been too rough
I'm awfully bitter these days
because my parents were slaves
what do they call me
my name is peaches.

seviyorum...
erkeksi sesine kanmayın.

11 Mayıs 2009 Pazartesi


eğer onu da seviyorsan..
beni daha az sev.

fotö by:edouard boubat.

06 Mayıs 2009 Çarşamba

bir gruba isim olarak verilmeye bile kıyılamayacak kadar derin bir söz..
"I Love You But I've Choosen Darkness."


aynen öyle.

03 Mayıs 2009 Pazar


ince çizgileri hep sevdim.
ama hep sakındığım tarafa düştüm.

fotö by:elif karakoç.